Oyun

Despelote İnceleme

Video oyunları dünyasında “futbol” denildiğinde, aklımıza genellikle lisanslı takımlar ve karmaşık mekaniklerle dolu simülasyon devleri gelir. Milyonlarca satan FC (eski adıyla FIFA) serisi ya da eFootball gibi yapımlar, sporun rekabetçi ve profesyonel yüzünü ekranlarımıza taşır. Ancak şimdi, tüm bu gürültülü ve görkemli dünyanın tam zıddında duran, futbolu bir “skor” olarak değil, bir “hissiyat”, bir “an” ve bir “topluluk” olarak ele alan bir oyunla karşı karşıyayız: Despelote.

Firewatch ve Untitled Goose Game gibi unutulmaz bağımsız yapımların yayıncısı olarak tanıdığımız Panic tarafından bizlere sunulan Despelote, kelimenin tam anlamıyla “kişisel” bir proje olmuş. Geliştirici ekip Julián Cordero ve Sebastián Valbuena tarafından hayata geçirilen bu yapım, bizi doğrudan 2001 yılının Ekvador‘una, başkent Quito‘nun sokaklarına götürüyor.

Bu Despelote inceleme yazısında, oyunun benzersiz sanat tarzını, Ekvador’un nostaljik atmosferini ve futbol mini oyunlarıyla sunduğu duygusal deneyimi keşfedeceksiniz.

Despelote İnceleme

Despelote’un hikâyesi, yüzeyde yalnızca çocukluk anılarını anlatıyor gibi görünse de, derinlerde hem bireysel hem de toplumsal bir hafızayı yansıtan çok katmanlı bir yapıya sahip. O dönemin atmosferini, sıradan insanların yaşadığı küçük anları ve bir çocuğun gözünden futbolun toplumdaki etkisini anlatan samimi, yarı otobiyografik bir hikâye sunuyor.

Yapım, bizi doğrudan 2001 yılının Ekvador‘una, başkent Quito‘nun sokaklarına bırakıyor. Bu dönem, Ekvador tarihi için sıradan bir zaman dilimi değil. Ülke, 1998-99’daki büyük bankacılık krizinin (Jamil Mahuad dönemi) artçı sarsıntılarıyla boğuşmakta, ciddi bir ekonomik istikrarsızlık ve siyasi çalkantı yaşamaktadır. İnsanların gelecek kaygısı taşıdığı, umutsuzluğun kol gezdiği bu gri tablo içinde, tüm ulusu birleştiren tek bir tutku parlamaya başlar: Futbol.

Ekvador Milli Takımı, tarihinde ilk kez 2002 FIFA Dünya Kupası‘na katılma şansını yakalamıştır. Takımın her maçı, ülkenin kaderi için çok önemlidir. İşte biz, bu tarihi ve kaotik arka planın tam ortasında, 8 yaşındaki Julián olarak oyuna dahil oluyoruz. Despelote, bu durumu o kadar ustaca yansıtıyor ki, oyunun büyük bölümünde siz de bir oyuncu olarak siyasi gerginliği sadece bir “arka plan gürültüsü” olarak duyuyor, asıl odağınızı elinizdeki (daha doğrusu ayağınızdaki) topa veriyorsunuz.

- despelote 2

Despelote’un en dikkat çekici yönlerinden biri, hikâyeyi bilinçli bir şekilde küçük anılara bölmesi. Oyun, lineer bir anlatıdan ziyade, anlık sahnelerden oluşuyor. Okulda geçen kısa bir gün, bir arkadaşla yapılan futbol sohbeti, evdeki televizyonun önünde milli maçı izleme anı ya da bir yetişkinin çocuklara yaklaşımı gibi basit olaylar, oyuncuya küçük ama anlamlı kesitler sunuyor. Bu yapı, çocukluk hafızasının nasıl çalıştığını mükemmel bir şekilde yansıtıyor: bazen bir gülüş, bazen bir ses, bazen bir caddenin köşesi, zihinde yıllarca yankılanıyor. Oyun, bu hatıraların duygusal etkisini oyuncuya hissettirmeyi başarıyor.

Hikâye boyunca Julián’ın çevresiyle kurduğu ilişkiler, toplumsal bir tablo da çiziyor. Ailesiyle olan diyaloglar, öğretmenleriyle yaşadığı anlar ya da arkadaşlarıyla yaptığı şakalaşmalar, dönemin sosyal yapısına dair ipuçları veriyor. 2000’lerin başındaki ekonomik sıkıntılar, politik belirsizlik ve toplumsal değişim, arka planda sessizce hissediliyor. Ancak oyun hiçbir zaman doğrudan politik bir söyleme girmiyor; bunun yerine, bir çocuğun saf gözlerinden bu dünyayı anlamaya çalışıyor. Bu da hikâyeye hem samimi hem de evrensel bir boyut kazandırıyor.

Despelote’un hikâyesinde futbolun işlevi, yalnızca bir spor değil, birleştirici bir sembol olarak öne çıkıyor. Quito’nun her mahallesinde insanlar aynı duyguyu paylaşıyor: heyecan, umut ve gurur. Futbol, karakterler arasındaki görünmez bağın temeli hâline geliyor. Özellikle küçük bir çocuğun gözünden bu tutkuyu görmek, oyuna derin bir nostalji duygusu katıyor. Çünkü Despelote, futboldan çok daha fazlasını anlatıyor; futbolu, insanların kendi kimliklerini bulduğu bir aynaya dönüştürüyor.

- despelote 5

Oynanış olarak oyun, keşif, gözlem ve etkileşim üzerine kurulu bir deneyim sunuyor. Birinci şahıs bakış açısıyla oynanan Despelote, futbolun etrafında dönen ama aslında çocukluk, toplumsal hafıza ve duygusal farkındalık temalarını işleyen bir “narrative exploration” (anlatı keşif) oyunu. Oynanış yapısı minimal ama derin; basit eylemler üzerinden yoğun bir atmosfer yaratmayı başarıyor.

Oyuncu, küçük çocuk Julián’ın gözünden Quito’nun sokaklarında serbestçe dolaşabiliyor. Oyun size açık bir harita sunmuyor ama yürüdükçe farklı sahnelere, olaylara ve karakterlere rastlıyorsunuz. En önemli etkileşim aracı, Julián’ın futbol topu. Topu sektirmek, duvarlara veya insanlara atmak, sokaklarda top sürmek ya da sadece onunla oynamak, oyunun temel mekaniğini oluşturuyor. Fakat bu eylemler bir hedefe hizmet etmiyor; daha çok çevreyle bağlantı kurmanızı sağlıyor. Top bir çeşit “dil” gibi işlev görüyor. Birini rahatsız ettiğinizde tepki alabiliyor, bir köpeğe attığınızda onun peşinden koştuğunu görüyorsunuz. Bu sayede oyun, kelimelere ihtiyaç duymadan iletişimi hissettiren bir atmosfer yaratıyor.

Despelote’un oynanış ritmi oldukça yavaş ve sakin. Bu bilinçli bir tercih çünkü oyun, size sürekli görevler veya yönlendirmeler vermiyor. Ekranda bir harita, görev listesi ya da zamanlayıcı bulunmuyor. Bunun yerine, çevreyle doğal biçimde etkileşime geçmeye teşvik ediliyorsunuz. Kimi zaman okuldan çıkarken bir öğretmenle konuşuyorsunuz, kimi zaman mahalledeki çocuklarla top oynuyorsunuz, bazen de sadece yürüyüp insanların konuşmalarını dinliyorsunuz. Bu “pasif gözlem” anlayışı, oyunu adeta bir belgesel gibi hissettiriyor. Gerçek kayıtlardan alınmış seslerin kullanılması, şehirdeki kalabalık, arabaların sesi, uzaktan gelen tezahüratlar gibi detaylar, Quito’nun gerçekten yaşayan bir yer gibi hissettirilmesini sağlıyor.

- despelote1

Oyun, teknik anlamda yüksek çözünürlüklü grafiklerle değil, duygusal derinliğiyle etkiliyor. Ekvador’un başkenti Quito’nun 2001 yılındaki hali, oyuncuya sadece bir fon olarak değil, adeta yaşayan bir karakter gibi sunuluyor. Görsel estetik, gerçek fotoğraflar üzerine inşa edilmiş yarı-belgesel bir tarzla oluşturulmuş. Geliştiriciler şehirdeki gerçek sokakları, duvarları, parkları ve binaları fotoğraflayıp bu görüntüleri oyunun temel dokusu hâline getirmişler. Bu sayede her köşe, her cadde, sanki bir anı defterinden alınmış gibi doğal ve tanıdık hissettiriyor. Ortaya çıkan atmosfer, sanki çocukluk anılarınızla dolu bir kaset gibi hissettiriyor.

Atmosfer tasarımı da görsellerle aynı özenle hazırlanmış. Şehrin sesi, sokaklarda yankılanan insan gürültüsü, arabalardan gelen korna sesleri, uzaktan duyulan maç tezahüratları, tüm bunlar oyuncuyu gerçekten Quito’nun ortasında hissettiriyor. Oyun boyunca sessizlik ve gürültü arasında ince bir denge kurulmuş. Bazı sahnelerde kuş sesleri, çocuk kahkahaları ya da rüzgârın duvarlara çarpışı duyulurken, diğerlerinde uzaklardan gelen bir radyo yayını veya kalabalık bir pazarın uğultusu atmosferi zenginleştiriyor. Tüm bunlar,aynı zamanda hikâyeye duygusal bir derinlik de kazandırıyor. Özellikle birinci şahıs kamerasının kullanılması, bu atmosferi daha da kişisel bir hâle getiriyor.

- despelote 4

Despelote, yüzeyde küçük bir futbol hikâyesi gibi görünse de, aslında çocukluğun masumiyetini, bir ülkenin kolektif hafızasını ve futbolun insanları nasıl birleştirdiğini anlatan içten bir deneyim sunuyor. Quito’nun doğal atmosferi, karakterlerin sıcak diyalogları ve gerçekçi ses kayıtları sayesinde oyun neredeyse belgesel gibi hissettiriyor. Oyunun en güçlü yanı, büyük olaylar yerine küçük, duygusal anları ön plana çıkarması.

Ancak her güzel şeyin bir kusuru var. Despelote, herkesin sabrına hitap etmeyebilir. Oynanışı oldukça yavaş, etkileşim seviyesi sınırlı ve toplam süresi de kısa. Yaklaşık 2 saatlik bir deneyim sunuyor bize. Bu da bazı oyuncular için tatmin edici bir “oyun” deneyimi değil, daha çok bir sanatsal kısa film hissi yaratabilir.

Yine de, eğer amacın aksiyon değil, hissetmekse; bir çocuğun gözünden dünyayı yeniden keşfetmek istiyorsan, Despelote seni kesinlikle etkileyecek. Minimal oynanışı, nostaljik anlatımı ve duygusal derinliğiyle Despelote, kısa ama kalıcı bir yolculuk sunuyor. Oyunu bitirdiğinde sessizce gülümsediğini fark edeceğin türden.

6.5/10

Artılar

  • Kendine has, özgün bir sanat tarzı
  • Derin ve duygusal bir hikâye deneyimi
  • Doğal diyaloglar ve başarılı seslendirmeler
  • Sürreal dokunuşlara sahip samimi bir anlatı
  • Ekvador kültürünü ve şehir atmosferini derinden hissettiren özgün ortam.

Eksiler

  • Kısa oynanış süresi
  • Bazen kopuk hisseden bir anlatım
  • Kamera ve top kontrolü zaman zaman sinir bozucu olabiliyor
  • Diyalog balonlarını okurken oyuna odaklanmak zorlayıcı olabiliyor.

BEKVEL

Oyun, film, dizi ve geek kültürüne tutkuyla bağlı biri olarak; analiz etmeyi, bilgi paylaşmayı ve detaylarda kaybolmayı seviyorum. Amerikan Kültürü ve Edebiyatı öğrencisiyim, aynı zamanda popüler kültürün içinden gelen konuları yaratıcı bakış açılarıyla ele almayı önemsiyorum. Dijital dünyada özgün ve düşündüren içerikler üretmek en büyük keyiflerimden biri.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu