Oyun
Trend

Hollow Knight: Silksong İnceleme

Yıllardır süren o bitmek bilmeyen bekleyiş, her yeni sızıntıda veya fragmanda artan heyecan ve o meşhur “Silksong gerçek mi?” sorusu nihayet sona erdi. Bugün Hollow Knight: Silksong İnceleme yazısıyla karşınızdayım. İlk oyunuyla indie dünyasının kurallarını alt üst eden, sessiz ama derin bir hikâye anlatan, oynanış açısından neredeyse kusursuz bir yapım. Hollow Knight: Silksong, tam olarak bu beklentinin üzerine inşa edilmiş bir mucize gibi karşımıza çıkıyor. Team Cherry, bu defa bizi Hallownest’in karanlık, melankolik tünellerinden çıkarıp bambaşka bir diyarın kalbine, yeni kahramanımız Hornet’in yolculuğuna davet ediyor.

Serinin ilk oyununda gizemli bir yan karakter olarak tanıdığımız Hornet, artık kendi kaderinin başrolünde. Ancak bu kez karşımızda sadece yeni bir kahraman yok, yepyeni bir dünya, bambaşka düşmanlar, taze mekanikler ve daha da zenginleştirilmiş bir atmosfer var. Silksong, “daha fazlasını” vermek için yapılmış bir devam oyunu değil; aynı formülün olgunlaşmış, inceltilmiş ve neredeyse mükemmelleştirilmiş hali.

Hollow Knight: Silksong İnceleme

Hollow Knight: Silksong, ilk oyundaki sessiz kahramanın yerine bu kez Hornet’i merkeze koyuyor. Hallownest’in gizemli prensesi, hem zarafeti hem de ölümcül çevikliğiyle tanıdığımız bu karakter, kendini Pharloom adında bambaşka bir diyarda buluyor. Bu yeni krallık, dışarıdan göründüğü kadar huzurlu değil; aksine çürüyen bir düzenin, hastalıklı bir inancın ve yıkılmak üzere olan bir medeniyetin kalıntılarıyla dolu. Hornet burada, nasıl geldiğini ve neden getirildiğini anlamaya çalışırken, hem geçmişiyle yüzleşmek hem de özgürlüğüne kavuşmak zorunda kalıyor.

Pharloom, Hallownest’ten tamamen farklı bir yapıya sahip. Burası daha dikey, daha karmaşık ve yaşayan bir dünya gibi hissediliyor. Her bölge, sanki kendi hikâyesine sahipmiş gibi davranıyor. Kraliçenin kulesinden sisli ormanlara, mekanik yapılardan çürümüş tapınaklara kadar uzanan bu diyar, Hornet’in her adımında bir sır, her düşmanında bir anlam barındırıyor. Oyunun hikâyesi, klasik anlatım yöntemlerinden uzak duruyor.

Oyunun ana çatışması olan Pharloom‘u saran İpek Düğümü (Silk Cradle), hikayeye sürekli bir gizem katıyor. Yol boyunca karşılaştığımız ana ve yan karakterler, bu düğümün farklı parçalarını oluşturuyor. Hornet’in silk mekaniğini kullanarak ulaştığı her bölge, krallığın kültürü ve tarihi hakkında yeni bir sayfa açıyor.

- hkss hikaye

Her ne kadar Silksong, Hollow Knight’ın doğrudan devamı olsa da, hissiyat olarak oldukça farklı. Bu yüzden kısa bir alışma süreci gerekiyor. Hornet, önceki oyunun sessiz kahramanı The Knight’a kıyasla çok daha hızlı ve çevik bir karakter. Yüksek yerlerden süzülme, ip kancasıyla savrulma, seri koşular yapma gibi yetenekleriyle oynanış temposunu en baştan tamamen değiştiriyor. Bu hız, özellikle ilk birkaç saatte, orijinal oyunun deneyimli oyuncuları için bile alışması zaman alan bir yenilik sunuyor.

Ama alıştıktan sonra, Pharloom’da gezinmek inanılmaz bir his yaratıyor. Dolambaçlı koridorlarında ilerlemek, böceklerle dolu canlı bölgeleri keşfetmek başlı başına bir keyif. Neredeyse her bölgede, ileride yeni bir yetenek kazandığında geri dönüp açabileceğin gizli alanlar bulunuyor. Bu da oyuna sürekli bir gelişme hissi kazandırıyor. Hornet, oyunun başında temkinli adımlarla yürürken, zamanla kazandığı hareket kabiliyetleri sayesinde bir zamanlar zorlandığı bölgelerde artık adeta koşarak, tırmanarak, zıplayarak ve süzülerek uçarcasına dolaşabiliyor.

Klasik Hollow Knight sistemlerinden biri olan Charm mekaniği ise Silksong’da yer almıyor. Bunun yerine, dünya genelinde toplayabileceğin çeşitli araçlar (tools) bulunuyor. Ancak aynı anda yalnızca birkaçını kullanabiliyorsun. Bu durum, hangi Crest’i kuşandığına bağlı; çünkü her Crest belirli sayıda araç yuvası sunuyor. Bu sistem, orijinal oyundaki Charm mekaniğine göre daha kısıtlayıcı olsa da, Crests’in Hornet’in temel saldırılarını değiştirebilmesi sayesinde hâlâ farklı oyun tarzlarını deneme özgürlüğü veriyor.

- hkss oynanis

Silksong çıktıktan sonra en çok tartışılan konulardan biri hiç şüphesiz oyunun zorluk seviyesi oldu ve ben bunun biraz abartıldığını düşünüyorum. Hollow Knight, bazı bölümlerinde zaten oldukça zordu (Path of Pain). Yine de oyunun ilk başlarında bazı bölümlerinde zorluk gerçekten biraz fazla kaçmış olabilir.

Silksong’da, ilk oyuna kıyasla seni iki sağlık maskesini kaybettirebilecek çok daha fazla düşman var. Bu, hatalarının çok daha sık ceza bulması anlamına geliyor. Bazı boss savaşları daha da sert hissedilebiliyor, çünkü bazılarına dokunmak bile iki tam sağlık puanı kaybettiriyor. Üstelik, oyunun büyük bir bölümünde yalnızca beş masken var, bu da zorluk hissini artırıyor.

Ama tüm bunlara rağmen, Silksong’un artan zorluğu, genel bakış açısıyla zarardan çok fayda sağlıyor. Team Cherry, çoğu boss savaşında “zorlayıcı ama haksız olmayan” hassas çizgiyi ustaca koruyor. Lace, Sister Splinter ve Widow gibi erken oyun bossları mücadeleci ve acımasız olabiliyor, fakat onları aşmak inanılmaz tatmin edici. Zamanla saldırı desenlerini öğreniyor, kendi karşı hamlelerini geliştirdikçe zafer hissi de katlanıyor. Her bir boss gerçekten bir engel gibi hissediliyor; güç kazandıkça ve mekaniklere alıştıkça bile sana karşı koyuyorlar. Özellikle Widow, benim saatlerimi alan bir boss savaşıydı; ama asla yenilmez veya haksız hissettirmedi. Aksine, her hatayı, her başarıyı hissetmek inanılmaz bir keyifti.

- hkssgameplays

Silksong, Pharloom sakinleriyle etkileşim fırsatlarını da artırıyor. Bunun sebebi oyuna eklenen yeni Wish sistemi; temelde yan görevler sunuyor ve ekstra ödüller kazanmanı sağlıyor. Bu görevlerde belirli eşyaları toplamak, mahsur kalmış böcekleri kurtarmak, belli düşman türlerini avlamak gibi çeşitli aktiviteler yer alıyor. Sistem derinlemesine olmasa da, ana yoldan ilerlemek isteyen oyuncular bunu tamamen görmezden gelebilir. Yine de geri dönüp keşif yapmayı teşvik eden hoş bir motivasyon sunuyor.

Benim tek eleştirim, bu görevlerin çoğunun oyuncuya Rosary (oyunun ana para birimi) vermemesi. Oysa Rosary, hızlı seyahat istasyonları, banklar ve ekstra araçlar gibi birçok şeyi açmak için gerekiyor. Bu durum biraz sınırlayıcı; bazı düşmanları grind’lemek dışında doğal yollarla çok fazla kazanamıyorsun. Üstelik ölüp bedenini geri almazsan Rosary’lerini kaybedebiliyorsun; bu da özellikle erken oyun alanlarında sıkıntı yaratabiliyor.


Team Cherry, oyuncuların hemen bağ kurduğu ve seveceği benzersiz karakterler yaratmakta inanılmaz bir iş çıkarıyor. Silksong da bunun en güzel kanıtı. Hornet, orijinal Hollow Knight’ta popüler bir yan karakterdi ve hayranlar tarafından hemen sahiplenilmişti.

Silksong, bu karakterlerle dolu ve bu da zaten mükemmel olan oyuna kısa ama unutulmaz keyif anları katıyor. Küçük bir böcek olan Sherma, minik çanıyla şarkı söyleyip ritim tutarken oyuncuların sevgisini kazanmış durumda. Öte yandan, Shakra’nın şarkısını acımasız bir bölgenin koridorlarında duymak, bana her zaman küçük bir heyecan ve mutluluk hissi yaşattı 

Oyunda ayrıca sevimli kayıp pirelerini geri getirmeyi isteyen bir fleamaster, ve Citadel yolculuğuna başlamak için çok korkmuş, sinirli küçük bir gezgin adayı gibi birçok karakter bulunuyor. Silksong, bu kadar akılda kalıcı karakterlerle dolu; bu da Pharloom’u sadece boss savaşlarına yönlendiren bir koridor labirenti yerine, keşfedilecek yeni ve gizemli bir dünya gibi hissettiriyor.

- hk characters

Hollow Knight: Silksong, görsellik açısından oyuncuyu hemen içine çeken bir deneyim sunuyor. Oyunun sanatsal tarzı, orijinal oyunun karanlık ve mistik atmosferini korurken, Hornet’in dünyasına özgü renk paletleri ve detaylarla taze bir soluk katıyor. Pharloom’un her bölgesi kendine özgü bir estetiğe sahip: yosun kaplı mağaralar, canlı ve yoğun böcek ekosistemleri, antik yapılar ve krallığın yüksek bölgeleri adeta birer tablo gibi işlenmiş. Bu çeşitlilik, keşif motivasyonunu da güçlendiriyor; oyuncular her köşede yeni bir detay, yeni bir sürpriz bulmayı bekliyor.

Animasyonlar ve karakter tasarımları da hayranlık uyandırıcı. Hornet’in hareketleri akıcı ve her saldırı, zıplama veya süzülme anı özenle detaylandırılmış. Düşmanlar ve bosslar sadece mekanik olarak değil, görsel olarak da her biri benzersiz bir kişiliğe sahip. Özellikle boss savaşları sırasında görsel efektler ve animasyonlar, oyuncuya hem meydan okuma hem de görsel bir şölen sunuyor.

Arka planlar, ışık-gölge kullanımı ve bölge tasarımları, oyunun atmosferini güçlendiren en önemli unsurlar arasında. Örneğin karanlık bir mağarada dolaşırken gölgelerin ve loş ışığın yarattığı gerilim hissi, her adımı daha dikkatli atmanı sağlıyor. Aynı zamanda renkli ve canlı bölgelerde oyuncu rahat bir nefes alırken, görsellik ile oyun mekaniği arasında muazzam bir denge kurulmuş.

- hkssgorsellik

Hollow Knight: Silksong, atmosfer ve müzikleriyle oyuncuyu adeta büyülüyor. Pharloom’un her bölgesi, oyunun kendine has havasını oluşturacak şekilde özenle tasarlanmış. Kimi bölgelerde loş ışıklar ve gölgeler gerilimi artırırken, kimi bölgelerde canlı renkler ve detaylı ortamlar keşif duygusunu güçlendiriyor. Bu tasarım, oyunun metroidvania tarzını pekiştiriyor; her köşe, her geçit oyuncuyu yeni bir deneyime davet ediyor.

Müzikler, atmosferin tamamlayıcı unsuru olarak öne çıkıyor. Oyunun besteleri, hem gergin ve heyecan verici anlarda adrenalini yükseltiyor hem de keşif sırasında huzurlu ve büyüleyici bir deneyim sunuyor. Özellikle boss savaşları sırasında kullanılan müzikler, hem meydan okuma hem de dramatik etki açısından oyunu bir üst seviyeye taşıyor. Pharloom’un farklı bölgelerinde çalan temalar, oyuncunun bölgenin hikayesini ve havasını hissetmesini sağlıyor, böylece her yer keşfetmeye değer bir dünya hâline geliyor.

Ayrıca karakterlerin seslendirmeleri, çevresel sesler ve düşmanların çıkardığı sesler, atmosferi daha da derinleştiriyor. Oyuncu sadece görsellikle değil, işitsel olarak da oyunun içinde hissettiriliyor. Küçük bir böcek sesi, yaprakların hışırtısı veya bossların saldırı sesleri, oyuna gerçekçilik ve canlılık katıyor.

- hkssatmosfer

- hksss

Hollow Knight: Silksong, yedi yıl süren geliştirme sürecinin ardından beklentileri karşılamakla kalmayıp, birçok açıdan aşmayı başaran bir başyapıt olarak karşımıza çıkıyor. Oyunun hem görselliği, hem müzikleri, hem oynanışı hem de hikâyesi, metroidvania türünde nadir rastlanan bir bütünlük ve kalite sunuyor. Pharloom’un keşfedilecek dünyası, her köşesiyle oyuncuyu içine çekiyor ve Hornet’in macerası, hem yeni oyuncular hem de orijinal oyunu deneyimlemiş hayranlar için tatmin edici bir yolculuk sunuyor.

Zorluk seviyesi, bazı anlarda sabır gerektirse de, boss savaşları ve düşman tasarımları sayesinde oyuncuya sürekli bir meydan okuma ve başarı hissi sağlıyor. Yan görevler ve keşif mekanikleri, oyunun tekrar oynanabilirliğini artırırken, yeni sistemler ve yetenekler, her seferinde farklı bir deneyim sunuyor. Görsellik ve atmosfer, her adımda oyuncuyu büyülemeye devam ediyor; Pharloom, sadece bir oyun dünyası değil, adeta yaşayan bir evren gibi hissettiriyor.

Kısacası, Hollow Knight: Silksong sadece bir devam oyunu değil; kendi başına bir fenomen. Team Cherry, hem orijinal oyunun mirasını korumayı başarmış, hem de yeni yeniliklerle oyunculara unutulmaz bir deneyim sunmuş. Eğer metroidvania türünü seviyorsanız veya keşif ve mücadele dolu bir oyun arıyorsanız, Silksong kesinlikle kaçırılmaması gereken bir deneyim.

- Hollow Knight Silksong Screenshot 2025.10.13 01.14.49.34
9.5/10

Artılar

  • Farklı oynayış tarzları
  • Unutulmaz karakterler
  • Hornet’in yetenek çeşitliliği
  • Heyecan verici boss savaşları
  • Tatmin edici bir ilerleme hissi
  • Yeni mekanikler ve ek özellikler
  • Muhteşem ve detaylı sanat tasarımı
  • Keşfetmeye değer, ödüllendirici bir dünya

Eksiler

  • Bazı bölgeler aşırı derecede zorlayıcı olabiliyor
  • Bazı kontrol noktaları (checkpoints) sinir bozucu olabiliyor
  • Çevresel tasarım bazı durumlarda zorlayıcı olmaktan çok sinir bozucu olabiliyor

BEKVEL

Oyun, film, dizi ve geek kültürüne tutkuyla bağlı biri olarak; analiz etmeyi, bilgi paylaşmayı ve detaylarda kaybolmayı seviyorum. Amerikan Kültürü ve Edebiyatı öğrencisiyim, aynı zamanda popüler kültürün içinden gelen konuları yaratıcı bakış açılarıyla ele almayı önemsiyorum. Dijital dünyada özgün ve düşündüren içerikler üretmek en büyük keyiflerimden biri.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu